Başkan Çalımlı 7’ci dönemde de görevinin başında
Yol-İş Sendikası Van 1 No’lu Şubesinin 13. Olağan Genel Kurulunda 110 oyun 68’ini alan mevcut Başkan M. Salih Çalımlı, güven tazeledi
Elite World Van Hotelde gerçekleştirilen Yol-İş Sendikası Van 1 No’lu Şubesinin 13. Olağan Genel Kuruluna, Türk-İş Genel Mali Sekreteri ve aynı zamanda Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar ve genel merkez yöneticileri, STK temsilcileri ve üyeler katıldı.
Divan oluşumunun ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan kurulda konuşan Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, çalışmaları ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Vergi adaletinden asgari ücrete, scaladan çalışma saatine kadar birçok konuyu değerlendiren Ağar, “Bugüne kadar 29 defa toplandık, 6’sında oy birliğiyle imzaladık, iki defa hükümetle birlikte imza attık, 21 defa şerh düştük. Eğer yöntem aynı kalacaksa komisyonun bir anlamı kalmaz. Şayet arkadan dolanarak bir düzenleme yapılırsa, resmi olmasa bile biz o komisyona katılmayacağız. Yıllardır aynı sistem devam ediyorsa, bunun adil şekilde sürdürülmesi gerekir. Asgari ücretle çalışanların durumu ortada; bir insan asgari ücretle bir elbiselik bile alamıyorsa bu büyük bir sorundur. Karayollarındaki 12 saat meselesi için de tüm görüşmeleri yaptık. Çalışma Bakanlığı inceledi, Bakan Yardımcısına gönderildi. Bütçe bittikten sonra torba yasaya eklenecek. Grup Başkanı ile görüştük. İnşallah torba yasa ile 12 saat meselesi çözülecek. Yasal düzenleme olmadan kimse “neden 12 saat çalışmıyoruz” demez. Ben doğru olanı söylerim, hoşunuza gitsin diye yanlış bir şey söylemem. Çözebilirsem söylerim, çözemezsem neden olmadığını da açıkça anlatırım” dedi.
Daha sonra kürsüye çıkan mevcut Başkan M. Salih Çalımlı ise göreve geldiği günden itibaren tek amacının hizmet etmek olduğunu vurgulayarak, “Arkadaşlar, sendika yalnızca bir imza atmak değildir. Sendika; bireysel gücümüzün yetmediği yerde ortak sesimiz, ortak gücümüz ve aşılmaz kalemizdir. Eğer bugün haklarımızı konuşabiliyor, insanca yaşayacak bir ücret için pazarlık yapabiliyor, yarınlarımıza güvenle bakabiliyorsak; bunu sadece ve sadece örgütlü yapımıza borçluyuz. Sendika yönetimi deneyim işidir, bilgi işidir, strateji işidir. Yıllar süren mücadelede öğrendiğimiz her ders, kazandığımız her başarı, bugün önümüzdeki zorlu yolların rehberidir. Bu tecrübe sendikamızın en büyük sermayesidir. Biz o yollardan defalarca geçtik; nerede hangi engelin çıkacağını çok iyi biliyoruz. Kazanılmış haklarımızı korumak ve yeni haklar elde etmek için bu tecrübeyi kullanmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık dört yıllık çalışma döneminde dünyada ve ülkede akıl almaz değişikliklerin yaşandığına dikkat çeken Çalımlı, “Sermayenin çıkarlarına göre şekillenen bu gelişmeler, sendikal harekete ve çalışanlara olumsuz yansıdı. Soğuk savaşın sona ermesinden sonra dünyanın tek kutuplu hale gelmesi uluslararası barışı zayıflattı. Kapitalist, emperyalist ve siyonist güçlerin siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna birçok ülke sömürgeleştirildi, işgal edildi. Gazze’den Suriye’ye, Irak’tan Afganistan’a, Libya’dan Ukrayna’ya kadar birçok coğrafyada yaşanan acılar bunun en açık göstergesidir. Küreselleşen şey refah değil; sermayenin gücü, baskısı ve sömürüsüdür. Gelir dağılımını olumsuz etkileyen en temel faktörlerden biri de uzun süredir uygulanan neoliberal politikaların bir sonucu olarak ortaya çıkan özelleştirme, taşeronlaşma, esnek ve güvencesiz çalışma uygulamalarıdır. İşsizlik yalnızca ekonomik bir sorun değil, çok ciddi toplumsal sonuçları olan bir meseledir. Kıdem tazminatının fona devri, özel istihdam büroları, işçi kiralama yetkisi, esnek çalışma uygulamaları gibi tamamen işveren taleplerine dayanan adımlar kabul edilemez. Gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün büyümektedir. Ülkemizde çalışanlar aleyhine ciddi bir vergi adaletsizliği vardır ve bu konuda adil bir düzenleme şarttır. Ekonomik ve sosyal politikaların merkezinde insan olmalıdır. Sendikal nedenlerle işten çıkarılma riski sürerken, özgürlüklerden ve demokrasiden bahsedilemez. Özelleştirmeler sonucunda güvencesiz, kuralsız istihdam biçimleri çalışanlara dayatılmaktadır. Kayıt dışı istihdam artmakta, düşük ücret ve kötü çalışma koşulları işçilerin sömürülmesine yol açmaktadır. İşçinin sendikaya üyeliği güvence altına alınmadıkça örgütlenme özgürlüğü kağıt üzerinde kalacaktır” şeklinde konuştu.
Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşadığını belirten Çalımlı, “Açlık sınırı 28 bin 412 TL’ye, yoksulluk sınırı 92 bin 547 TL’ye çıkmışken, asgari ücret 22 bin 107 TL’de kalmıştır. Bu kıyaslamanın takdirini sizlere bırakıyorum. İş kazaları ise kanayan yara olmaya devam etmektedir. Alınacak önlemlerle iş kazalarının yüzde 98’i önlenebilir durumdayken, son bir yılda yaklaşık 2.000 işçi hayatını kaybetmiştir. Günde ortalama 5 işçinin öldüğü bir ülkede iş sağlığı ve güvenliğinden söz etmek mümkün değildir. Şubemizin faaliyet alanında bulunan Karayolları Teşkilatı’nda birçok birim özelleştirilmiştir. Araç ve iş makinelerinin büyük kısmı ekonomik ömrünü doldurmuş olmasına rağmen gerekli yenileme yapılmamaktadır. Bu olumsuz gidişatın durdurulmasını talep ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle; Genel kurulumuzun işçi camiasına, sendikamıza, Türk-İş’e, halkımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Yapılan konuşmanın ardından 110 delegenin oy kullandığı kurulda mevcut Başkan Salih Çalımlı 68 oy alırken, başkan adayı Ayhan Aytürk ise 42 oy aldı.