Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi’nden Bakan Tekin’e tam destek
Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi İcra Kurulu Başkanı Ahmet Faruk Çevik, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesinin desteklediklerini belirterek, “Eğitimde değerler boyutunun korunmasını önemli bulduğumuzu açıkça ifade ediyor, genelgede belirtilen etkinlik ve uygulamaların yapılmasını sonuna kadar destekliyoruz” dedi.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesinin, öğrencilerin yalnızca akademik gelişimini değil, sosyal ve ahlaki yönlerini de desteklemeye yönelik faaliyetlerin geliştirilmesini amaçladığını ifade eden Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi İcra Kurulu Başkanı Ahmet Faruk Çevik, “Genelgede okulların Ramazan-ı Şerif’in ruhuna uygun şekilde süslenmesi, yardımlaşma, paylaşma, merhamet ve sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi, millî ve manevi değerlerin tanıtılması, okul-aile-toplum iş birliğinin artırılması ve kültürel geleneklerin yaşatılmasına yönelik etkinliklerin gönüllülük esasına dayalı ve kapsayıcı bir anlayışla gerçekleştirilmesi vurgulanmıştır. Hiçbir mevzuata aykırılık taşımayan bu faaliyetler ne yazık ki bazı malum gruplar ve çevreler tarafından bilinçli biçimde çarpıtılarak kamuoyunda tartışma konusu hâline getirilmeye çalışılmaktadır. Buradan açıkça ifade ediyoruz ki Ramazan ayının ruhuna uygun şekilde yapılan bu etkinlikler ne yeni ne de sıra dışıdır, bu etkinlikler, asırlardır Anadolu topraklarında yaşatılan medeniyet hafızasının eğitim ortamlarına yansımasından başka bir şey değildir. Ramazan ayı bu milletin kültürüdür, kimliğidir, sembolüdür ve toplumsal hafızasıdır. Bir toplumun çocuklarına kendi değerlerini tanıtması, öğretmesi ve yaşatması pedagojik bir gerekliliktir. Ramazan’ın okullarda yaşatılmasını hedef alan tepkiler pedagojik değil maalesef ideolojiktir, burada tartışılan mesele eğitim değil, doğrudan doğruya milletin değerleriyle kurduğu bağdır. Maarifin Kalbinde Ramazan Genelgesi, öğrencilerimizin yalnızca akademik gelişimini değil; merhamet, paylaşma, dayanışma ve sorumluluk gibi insani değerlerini güçlendirmeyi hedefleyen bir eğitim anlayışıdır. Okullarımızda oluşturulan ortamlar; ihtiyaç sahiplerini gözeten, büyüklerini hatırlayan, paylaşmayı öğrenen bireylerin yetişmesine katkı sunmaktadır. Eğitim ortamları iyilikte yarışılan, gönüllerin buluştuğu ve toplumsal bağların kuvvetlendiği değerler atölyelerine dönüşmektedir. Böylece maarif yalnızca bilgi aktaran değil, karakter inşa eden bir görev icra etmektedir. Bilinmelidir ki Ramazan ayı kimseye zorla dayatılan bir olguda değildir; bu milletin ortak kültürüdür. Anadolu da yüzyıllardır süregelen Ramazan karşılamaları toplumsal hayatın doğal parçasıdır. Buna rağmen kültürel birikimi yok sayarak meseleyi ideolojik zemine çekmek toplumla kavga etmektir” dedi.

Her fırsatta milletin inanç ve manevi dünyasıyla problem yaşayan bazı çevrelerin, genelge kapsamında okullarda yapılan Ramazan etkinliklerini de hedef alarak bir kez daha toplumun değerlerini itibarsızlaştırma çabasına giriştiklerini hatırlatan Çevik, “Bu yaklaşımlar maalesef yeni değildir. Geçmişte de toplumun inancını kamusal alandan uzaklaştırmaya çalışan bu anlayış, tekrardan milletin değerlerini ve yaşam tarzını yukarıdan aşağıya dizayn etme çabası içine girmiştir. Bugün yapılan tartışmalar aslında o grupların eski alışkanlıklarının yeni versiyonlarıdır. Milletimizin hafızasında derin izler bırakan 28 Şubat süreci hâlâ hafızalardaki tazeliğini korumaktadır. O dönemde insanlar inançları sebebiyle eğitim haklarından mahrum bırakılmış, kamusal alanda ayrımcılığa uğramış ve kimlikleri üzerinden baskıya maruz kalmıştır. Ancak millet iradesi bu dayatmaları kabul etmemiştir. Dün toplumun değerlerini kamusal hayattan silmeye çalışan anlayış nasıl tarihe karıştıysa, bugün benzer reflekslerle Ramazan’ın eğitim ortamlarında yaşatılmasından rahatsızlık duyan yaklaşım da aynı akıbete uğrayacaktır. Bugün Ramazan etkinliklerinden rahatsızlık duyanların özgürlük söylemi, toplumun inançlarına mesafe koyduğu noktada anlamını yitirmektedir. Özgürlük; toplumun değerlerini dışlamak değil, onlarla birlikte yaşamayı kabul etmektir. Eğitim ortamlarının kültürel değerlerden arındırılması talebi pedagojik değil ideolojik bir taleptir. Milletimiz neyin iyi niyetli, neyin değer karşıtlığı olduğunu ayırt edecek ferasete sahiptir” ifadelerini kullandı.
Dünya kamuoyunda çocuk istismarına ilişkin ağır hadiselerin gündemdeki yerini korurken, Gazze’de on binlerce masum kadın, çocuk ve yaşlı hayatını kaybederken bu çevrelerin bu trajediler karşısındaki suskunluğu ve ikiyüzlülüğünün ortada olduğuna dikkat çeken Çevik, “Bunların sadece millî ve manevi değerlerimizin söz konusu olduğundaki tepkileri toplumun vicdanında ne geçmişte nede bugün asla yer bulamamıştır. Bu tablo, Üstat Cemil Meriç’in dediği gibi “Türkiye’de din düşmanlığı yoktur, İslam düşmanlığı vardır” sözünün ne kadar haklı olduğunu bizlere bir kez daha göstermektedir. Şu net olarak bilinmelidir ki; ne bu Ülke nede bu ülkenin Millî Eğitim Bakanı sahipsiz değildir, Milletimiz değerlerini hedef alan her girişimin farkında ve karşısındadır. Dolayısıyla Mili Eğitim Bakanlığımızın almış olduğu karar yerinde ve gereklidir. Bizler Van ilimizin sivil toplum kuruluşları olarak Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’i aldığı bu karardan dolayı tebrik ediyor; eğitimde değerler boyutunun korunmasını önemli bulduğumuzu açıkça ifade ediyor, genelgede belirtilen etkinlik ve uygulamaların yapılmasını sonuna kadar destekliyoruz. Bu vesileyle Ramazan ayının başta milletimiz olmak üzere tüm İslam âlemine huzur, kardeşlik ve dayanışma getirmesini temenni ediyoruz” diye konuştu.