Rojin Kabaiş Soruşturmasında Çarpıcı Gelişmeler: "Telefona Türkiye’deki Uzmanlar Müdahale Edecek"
Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yaklaşık 20 gün önce aileden vekaletname alarak özel avukatlığı üstlenen hukukçular, gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla savcılığa 14 başlıkta talep sundu. Sunulan taleplerin neredeyse tamamının savcılık tarafından kabul edildiğini belirten aile avukatı Abdurrahman Karabulut, dosyaya dair çok çarpıcı iddialar ve tespitlerde bulundu.
"Çin, Ticari Kaygılarla Telefonu Açmadı"
Rojin Kabaiş’in cep telefonunun verilerine ulaşılması için daha önce İspanya’ya ve ardından üretici firmanın bulunduğu Çin Halk Cumhuriyeti’ne gönderildiğini hatırlatan avukat Abdurrahman Karabulut, Çin’den de olumsuz yanıt geldiğini açıkladı. Raporun arkasındaki asıl gerekçenin ticari kaygılar olduğunu savunan Karabulut, "Telefonun markası bir Çin markası. Telefona rahatlıkla ulaşıldığı algısı, bu firmanın piyasadaki güvenilirliğini yitirmesine neden olacaktı. Esasen teknik olarak çok rahat ulaşılabilecek olmasına rağmen, raporda ulaşılamadığı yönünde teknik gerekçeler sunuldu. Biz daha önce Sayın Savcımızla yaptığımız görüşmede, Çin’den olumsuz yanıt gelmesi durumunda Türkiye’de siber bilişim alanında tespit ettiğimiz uzman bilirkişilere başvurulmasını talep edeceğimizi söylemiştik. Bugün itibarıyla Mersin’de tespit ettiğimiz alanında uzman bilirkişiler tarafından cep telefonunun açılması ve dosyanın bu uzmanlara tevdi edilmesi talebimizi savcılığa ilettik. Telefon bu dosyadaki en önemli delildir; çünkü Rojin kaybolduğu ana kadar sürekli telefonuyla görüşme halindeydi" dedi.
"İntihar değil, planlı bir cinayet şüphesi"
Dosya kapsamındaki deliller, kamera kayıtları ve tanık ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde intihara yönelik hiçbir veri bulunmadığını vurgulayan Karabulut, cinayet şüphesinin her geçen gün daha da kuvvetlendiğini belirtti. Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda yer alan bulguların cinsel saldırı şüphesini en üst seviyeye çıkardığını ifade eden Karabulut, "Aylar sonra açıklanan Adli Tıp raporunda, Rojin’in bedeninin mahrem bölgelerinde iki farklı erkeğe ait DNA profili bulundu. Bu bizim için çok önemli bir delildir ve cinsel saldırı şüphesini kuvvetlendirmektedir. Rojin’in bu saldırıya direnmesi neticesinde, olayın açığa çıkmaması kaygısıyla katil veya katiller tarafından hürriyetinden yoksun bırakıldığını düşünüyoruz. Rojin’in kaybolduğu yer ile bulunduğu yer arasında 24 kilometrelik bir mesafe var. Bu durum, Rojin’in kara aracıyla kaçırıldığını, ardından bir tekne veya deniz aracıyla Van Gölü’nün açıklarına götürülerek, belki de ayaklarına ağırlık bağlanmak suretiyle göle bırakıldığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.
"Diatom Testinin Yapılmaması Büyük Bir Eksiklik"
Adli Tıp raporunda Rojin’in ölüm sebebi olarak "boğulma sonucu öldüğü kabul edilmelidir" şeklinde muallak bir ifade kullanıldığını belirten Karabulut, cinayetin suda mı yoksa karada mı gerçekleştiğini kesinleştirecek olan "diatom testi"nin zamanında yapılmamasını sert bir dille eleştirerek, "Rojin’in boğularak mı öldüğü yoksa öldürüldükten sonra mı göle atıldığının tespiti için diatom testi yapılması gerekiyordu. Bu test, ceset bulunduktan sonraki ilk bir ay içinde sıcağı sıcağına yapılmalıydı. Türkiye’de bu testi yapabilecek kapasite mevcuttur. Zamanında yapılmayan bu test, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının önündeki en büyük engel olmuştur. Bu aşamadan sonra fethi kabir (mezarın açılması) yöntemiyle kemik iliğinden numune alınsa dahi, deliller karardığı için maalesef sonuç alınamayacaktır" diye konuştu.
“500 Kişiden DNA Örneği Alındı”
Soruşturmanın ilk 8 ayı boyunca dosyanın Van Barosu’na ve avukatlara hukuka aykırı bir şekilde kapalı tutulduğunu ifade eden aile avukatı Karabulut, bu kısıtlılık kararının etkin soruşturma yürütülmesini engellediğini söyledi. Ayrıca kamera kayıtlarında da ciddi eksiklikler olduğunu belirten Karabulut, bölgede şüpheli görülen yaklaşık 500 kişiden DNA örneği alındığını ancak henüz tespit edilen iki erkek DNA'sı ile bir eşleşme sağlanamadığını ifade etti. Araştırmanın daraltma yöntemiyle sürdüğünü kaydetti. Özellikle Bardakçı ve Mollakasım köylerinde yaşayan; uyuşturucu/alkol bağımlılığı olan veya son 10 yılda cinsel saldırı suçlarından adli işlem görmüş kriminal profiller üzerinde DNA incelemelerinin yoğunlaştırılmasını talep ettiklerini aktaran Karabulut, adaletin er ya da geç tecelli edeceğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda kamuoyuna ve olayın faillerine seslenen Karabulut, "Rojin hepimizin kızıdır. Katil veya katillere mutlak surette ulaşacağız, çember daralıyor. Bu olayla ilgili kim ne biliyorsa, can güvenliğinden endişe ediyorsa gizli tanık olarak savcılığa veya bize başvursun. Vicdan sahibi herkesi konuşmaya davet ediyoruz. Faillere de sesleniyorum: Bir an önce gidip teslim olun ve itiraf edin. Biz bu mücadelenin peşini asla bırakmayacağız. Bugün olmazsa 3 ay sonra, 6 ay sonra, gerekirse bir ömür boyu bu davanın takipçisi olacağız" dedi.